09 Aralık 2009 Çarşamba

Bir Başka Rind Akşamında



Bana bir sigara verin;
Camus ile oturup dertleşmeliyim.
Duman doldurmalı düşün odamı
Sise benzeyen hayatıma süs gibi
Açılan kitaplardan son satırları
Silmeli aheste bir berduş gibi.

Bana bir sigara verin;
Camus ile oturup dertleşmeliyim.
Karşılıklı çekmeliyiz hayatlarımızı,
Bir paragraf ve bir satırla...
Ölülerle muhabbet etmelidir nar akşamları.

Bana bir sigara verin;
Camus ile oturup dertleşmeliyim.
Çünkü benim gibi filozofça çeker dumanı,
Gün ışığının içindeki küçük karanlığı,
Dert eder yalnız akşamları...

Bana bir sigara verin;
Camus ile oturup dertleşmeliyim.
Onu anlamalıyım doğulu elimle
Ona Hindistan’ı anlatmalı,
Rintlerin jokerini açmalıyım masasında onun
Uçuşan külden havanın kokusunu
Koklamalıyım cayır cayır yakılan ölümde
Ama yanımda Camus da olmalı,
İntiharlı akşamların mezesidir o
Camus, mehtap ve gece…
Bir hayat bu kadar şiircesine…
Sigaralarımız bizi çekmeliydi içine
Dumanlı bir görüşüm var benim de.
Camus, bence ölmemeliydin
Kendine yazık etmedin mi?
Bu akşamki sofrayı kaçırmamalıydın dostum.
Fakat ölüm de yanabiliyorsa, şimdi buradayım, sol omzunun kenarında,
Çok iyi geldi bu.
Bunu ara sıra yapalım dostum;
Hem Hafız da katılmalı bize
Rintlerin akşam niyetiyle
Yahya Kemal de.

Read more...

Kötü Rüya Buna Denir



Tanrım, ne kötü bir rüyaydı!

İnsanmerkezciliğin dibindeydim (ama her alemde bendim. Canlılar cansızlar, say sayabildiğin kadar) .

Kendimi (herşey) ‘herkes’ olarak gördüm;

Bölündükçe bölünmüştüm.

Herkes en iyi ‘ben’ olmak için yarışıyor gibiydi.

Akşam votkayı fazla mı kaçırdım?

Tanrım, ne kötü bir rüyaydı!

Birkaç kişi direkt kapıma geldi, yani birkaç ‘ben’…

Hepsi de en iyi temsilleri olduklarında iddialıydılar ‘benim’.

'Senin tek temsilcin ben olayım' demeye getirdiler işi…

Ellerine bir iki nasihat tutuşturup yolladım her kapıma geleni.

Sonra bir gün bir baktım ki; nasihatlerimi alanlar ayrı bir ekol…

Üstünlük taslayanlar da aralarına girip, 'en iyi BEN burada' deyip,

Dünyanın geri kalanıyla bir kavgaya tutuşmuşlar; diğer benlerle…

Tanrım ne iğrenç bir rüyaydı…

Sanırım akşam votkayı fazla kaçırdım

Kendimi ‘herkes’ olarak gördüm, korkunçtu…

Bir ben ruh doktoru, bir diğeri hasta, öbürü ise benim adıma benlik tasasında ‘ben’.

Karmaşa, keşmekeş, tedirginlik, entrika, ayak oyunları; hepsi de ‘ben’im için!

Oysa ben, o kapıma gelenler için de yoktum. 'Yanlış kapıya gelmişsiniz' diyemedim. Ayıp olmaz mıydı?

Tanrım, ne kötü bir rüyaydı.

Olumlu anlamının hiçbir imgesini görememe rağmen, heyecandan kıpır kıpır olduğum için; ona kâbus diyemem.

Ama başımın ağrıdığını da söyleyebilirim.

Bu votkadan mı kaynaklanıyor? Sanmam… Siz de böyle şeyler görmelisiniz. ‘An’ larsınız.

Tanrım, çok kötü bir rüyaydı…

Eğer zamanında uyanmasaydım, belki de bugünkü ilk işimi yapamayacaktım.

İlk işim? Bugünkü ilk işim?

Yaşadığım kişilik bölünmesinin bitişini görmek. Evet, bu.

Tanrım, ne kötü bir rüyaydı!

Tanrım!

Tanrı olduğumu unutmuştum!

İnanılır gibi değil!

Ama erken kalkmayı bir alışkanlık haline getirmiştim; tam zamanında uyandım işte!

Kıyamet koptu!

-kusura bakmayın; paradoksları severim ama sürekli ‘herkes’ ve ‘herşey’ olacak değilim-

Read more...

07 Aralık 2009 Pazartesi

TANRIYI ÖLDÜRMEK


Bu sabah tutuklanabilirim, ama bir firarın da başlangıcındayım. Anlamsız çabalarımdan sonra bunu göze almalı.

Boşluğu kelimelerle anlatma derdinin anlamsızlığı karşısında, her şeyime kast eden boşluğu bu anlamsızlık üzerinden yakalayıp tokatlamak! En anlamsızı da bu çaba… Kusamıyorum bile; o bile o kadar derin ki, yakışmıyor buraya.

Sabahın dingin ezanlarında, yalvarışla girdiğiniz bir yatağın içerisinden, sizi düşlerinizden kavrayan bir elle süründüğünüzü söyleyebilirim; beklediğiniz rahmetin, üzerinizde gezinen bir yılanın imgesiyle, düşlerinizi bozguna uğrattığını söyleyebilirim. O hep aynı yılan; âdeme cennetin yavanlığını anlatıp, aşkın yüceliğini telkin eden o aynı iğrenç ses; Tanrı’nın soğuk sesi. Ve sonra sözler...

Bizi asla anlatamayacak kelimelerin maskaralığı… Sizi sizden çalan kelimelerle, kendinizi ifade etmek zorunda kalmanızın dehşeti içerisindeyim. Bu dehşete düşen Tanrı mı? ‘Söz!’ Hakikatin sindirilemeyip kusulmuş hali. Bu yenmelidir deniyor; yeniliyor… Afiyet olsun.

Bu, numaraların en büyük olanı ve tabi ki en sonuncusudur. Bunun ötesinde ne var? Son perdede oyun biter… Ama hiç bir alkış işitemezsiniz. Hayal kırıklarının kanattığı düşüncelerinizle hızla can kaybedersiniz.

Günaydın!

O bildiğiniz anlamda yoktur… Hiçtir… Ve siz artık piçsiniz.
Karanlığın ortasında gün aydın!

En azından öğleye kadar uyutulma ihtiyacını hissederek, yattığım karanlığımda, sabahı düşlerimde hep aydınlık görmek istedim. Özellikle bu gece, bütün çabam bundandı.

Öğle niyetine uyanılan bir kara sabah. Artık öğle çoktan aşılmış olmalı dersiniz ve sürpriz!

Öğle yalanına kanmışsınız; Henüz uyuyalı, şimdi olmuş. Hiç istemeden görürsünüz işte; sabahlar kapkaranlıktır. Öğleler avutamaz. Geceler zaten kaybedilmiştir.

Dünyaya hoş geldin piç!

“Ama bu çeşit kusmaları sana hiç yakıştıramıyoruz!”

Ben de dünyayı oldum olası yakıştıramadım kendime. Taştığınız yerde boğulasınız diye verilen şu kap… Aşınız… Ama aşmak için son bir rötuş gerekli…

Gelelim şu hikâyeye; ben de kandırılanlar arasındayım. O yeşil mi kırmızı mı olduğunu kestiremediğim meyveyi ben de tattım. Ama aranızdan en şanssızı benim; PİÇ.

Tutunabileceğiniz bir aşkınız var mı? Benim yok. Onu kaybettim. Kendi ellerime tutuşturulmuş beyaz yalanlarımdan ördüğüm kefenine soktum onu. Üzgünüm. Acı içerisindeyim ve bu kelimelerin yavanlığında, derinliği yüzeysellikle kaplayan midesiz birkaç sözcüğün zorunlu kullanımıyla bunları demeye mahkûmum.

Siz hiç treni kaçırdınız mı? PİÇLER kaçırır. Tabi akıllarını da…

Hiç randevunuza erken geldiğiniz için treni kaçırdığınızı, zamanından önce istasyonda olduğunuz halde, bineceğiniz trenin, istasyona adım atar atmaz, ona ulaşamayacağınız hızıyla, gözünüzün önünde yittiğini gördünüz mü?

Bir banka memurunun otomatik sesi gibi bir ses kafanızın içine tosladı mı sizin?

-Verdiğiniz aşk karşılıksız çıktı beyefendi

(Tabi çıkar geri zekâlı, bu sabah o treni kaçırdım!)

Bütün randevularım iptal edildi…

Kriz… Farkında mısın? Parasal değil.

Lanet olsun, battım.

Artık sevdiğiniz başka diyarların insanı ve başka kollarda…

Piçliğiniz tescillenmiştir. Geri kalan her şeye de haciz gelmiştir zaten.

Aşk ve sevgi kırıntıları… Toplayın bakalım. Borcumu ödemeye yetecek mi! Ah tabi! Bununla ilgili değilsiniz. Kopardığınız yanınıza kar kalmalı.

“Bu hayat yağmalanmalıdır.” “Hak etmiştir.” “Ama beyefendi siz kendi kendinizin haydudusunuz!”

-Siktir oradan!

-Sizi saramayan ve hatta size sarılamayan birine nasıl…(Ah mal… Bir bilsen... Bir bilsen… Dersin içinden.)

Üşüyorum. Seni çok seviyorum; boşuna seviyorum. Bir sinek gibi o yoz ışığın etrafında aptalca döndüm. Artık şu lambayı söndürmenin zamanı gelmedi mi?

İşte son rötuş…

Tanrım beni yarattığın için seni affediyorum. Ama bana dönüşmen için de- var olduğun anlamda- seni öldürmeliyim. Sen de beni affet. Ah Oscar; herkes öldürmez miydi sevdiğini? Demiştin işte;

Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimileri dalkavukça sözlerle
Korkaklar öpücükle öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle.

Read more...

Benim Cehennemim; Ruh kırbacım

1

Cehennemin ellerinde Rahmet doğamaz mı?
Cehennem denilen nar, cennetim olamaz mı?

2

Herkes ruhta yaşayamaz az ekmekle
İsyanı bundandır ki samimiyetle

Âleminde sükûnetle yüzenlerle
Bir olur mu dalgaların kayıkçısı?

Köpüreni övmek acıysa
Durulanı övmek de acı

Ama;

Durulana sövmek kadar
Köpüreni övmek de

Yerinde olmak
Sonsuzluk tacı

Demek;

Gülünü bulduğun an
Sulaman gerekmekte
İçinde dingin RUH taşıyan
Selamet bulmaz ona küfretmekle

3

Kiminin kılıcı güldür
Kiminin gölgesi
Kiminde güvercin kanadı
Kiminde şahin gözü
Kiminin açlığı
Kiminin tokluğu
Kiminin Zühtü
Kiminin huysuzluğu
Kiminin ahlakı
Kiminin ahlaksızlığı
Kiminin suyu
Kiminin susuzluğu
Kiminin bahtı
Kiminin bahtsızlığı
Kiminin allah’ı
Kiminin allahsızlığı
Yerindeyse
Tam merkezdeyse
Erimiş demir gibi kıvamında
Gül renginde, nar ateşidir;
Doğru bir elde
Doğru yerde şekillenir.

4

Ey ruh, işte böyle, tam böyle!
Cehennemin ellerinden de, bir rahmet çıka gelir.

Read more...

Kali Rind

Kali Rind

İzleyiciler

Şu An

GDO'YA HAYIR

GDO\
GDO'YA HAYIR PLATFORMU!!!

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP